İlk yayınlanma tarihi: 22 Aralık 2023
“Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar.
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.”
Romeo ve Juliet ~ William Shakespeare
🌊
ARHAVİLİ
♪♪ Bölüm Şarkısı:
Nilüfer ~ Her Sevda Yeni Bir Veda
GİRİŞ
Bilinmeyen bir zamanda…
Geride kalan zamanın birinde, başımda henüz kavak yelleri esiyorken, kara kaplı bir kitabın buruşup sararmış yapraklarından okumuştum. Zihnimde belli kalıplar vardı ve bu okuduklarım ne bildiklerime ne de düşlediklerime benziyordu. Bir süre inkâr ettim o eski püskü sayfadaki cümlenin anlamını. Fakat sonra… Ansızın bir şey oldu, her şey değişti. Aşkla ilgili o ana dek yazılmış baharı andıran cümlelerin üzerleri, benim için geride izi bile kalmayacak şekilde karalandı.
“Onun sandığına göre aşk, şimşek parıltıları ve gök gürültüleri ile kendini birdenbire gösterir; göklerden düşüp hayatı altüst eden, iradelerimizi birer yaprak gibi söken, bütün kalbi uçuruma sürükleyen bir kasırgaya benzerdi,” diyordu Flaubert, okuduğum o romanda.
Belki de doğruydu bu.
Bazı aşkların nahif olmakla uzaktan yakından alakası yoktu. Şanslı bir azınlığın dışındaki aşklar acıdan, gözyaşından, ayrılıklardan ve ihanetlerden mutlaka nasibini alıyordu.
O şanslı azınlıktan değildim. Olabileceğime dair en ufak bir ümidim varsa da sanırım onun kollarında ısındığım, soğuk kış gecelerinden birinde yitirmiştim. Ya da belki de üzerimize kurşunlar yağarken bir mermi kovanının içine gizlemiştim.
Pişman da değildim üstelik.
Aşk bana şimşek parıltıları ve gök gürültüleriyle gelmişti. Bir yapraktım, düşmek üzereydim, sığındığım kasırganın ise kalbimi uçuruma sürükleyeceğini öngörememiştim.
Dondurucu kış gecesindeki bir fırtına gibiydi hissettiklerim. Fakat o yanımdaydı, kavurucu bir ateşten farksızdı, zerre kadar üşümemiştim.
Şimdiyse… Mevsimlerden yazdı. İstanbul’un gecesi ışıltılı, yıldızlı göğü pasparlaktı. Vücudum sıtmaya tutulmuş gibi titrerken karşımda belki de hayatım boyunca hafızamdan silemeyeceğim bir manzara vardı. Her şey ne kadar da farklıydı!
Bir şarkı dolar gibi oldu kulaklarıma. Gerçek miydi, anılarımdan mı çıkıp gelmişti, ayırt edebilmek o an benim için imkânsızdı. Gücümü koruyabilmek için tanıdık bir şeylere tutunmak istedim ama zihnimde yalnızca, benim için eskimiş bir şarkının sözleri vardı.
“Alev alev yansın dudaklarım, öp beni son defa…”
Avuçlarım hırsla, üzerimdeki elbisenin kumaşına saplandı. Bu, hatırlamak istemediğim, kalbimin yedi kat dibine gömdüğüm bir anıydı.
“Yalvarırım sana, ben ağlarken sen n’olur bakma. Dayanamam inan. Ellerimde bu siyah güller…”
Fırtınalı ama çok özel bir gecede, bir adamın tutkulu dokunuşlarıyla açan fakat artık varlığını durmaksızın reddettiğim bir gül vardı önceden. Kor alevlerin içine düşmüş, dalları kırılmış, dikenlerinden olmuş, ateşi dahi söndürebilecek güçte olduğunu unutmuş, bir yangının ortasında cayır cayır yanmıştı. Ta ki…
Tek bir hatıra sırtımın ortasına keskin bir hançer gibi dayanınca duruşum dikleşti, geçmişe doğru uzanır gibi olan ayaklarım ise geri geldi. Hatırlamak iyi değildi, benim için felaket demekti. Asıl felaket tam karşımdaydı oysa… Bunu nasıl yapabilmişti?
Ben henüz kafamdaki soruların yanıtlarını hiçbir yerde bulamamış, geçmişin gölgesini gözlerimin önünden çekip alamamıştım ama zaman sanki bir nehir gibi aktı. Birileri koşturdu, bir şeyler söyledi; o ise etrafa emirler yağdırırken bile öfkenin tutuşturduğu kor bakışlarını benden ayırmadı.
Sonra bir gürültü koptu apansız. Bir silah sıkıldı işaret fişeği gibi. Bağırışlar etrafı sararken üzerimize yeniden kurşunlar yağmaya başladı. İşte bu tutunabileceğim bir kargaşaydı, tanıdıktı.
Aslında düşününce… Sahiden doğruydu. Bazı aşklar zehirdi, lanetti, cezaydı, müebbetle mahkûm edildiğin karanlık bir hapishaneden farksızdı, saf bir acıyla yoğruluyordu. Gözyaşları zaman zaman sırdaş, zaman zaman düşman oluyor, ihanetler daima inkâr ediliyor, vedası yapılamamış ayrılıklar ise küllenmemiş bir yangın gibi için için yanmaya devam ediyordu.
Öldüm! dediğin anda ne yazık ki ölemediğini gösteriyordu insana.
Adına ise aşk değil, sevda deniyordu…
🌊
* Gustave Flaubert’in Madame Bovary adlı romanından alıntıdır.
* Nilüfer’in Her Sevda Yeni Bir Veda adlı şarkısından.
🌊🌊🌊
Tüm duyurular için beni Instagram hesabımda ve whatsapp kanalımda bulabilirsiniz;
Instagram: burcubuyukyildizz
Tiktok: burcubuyukyildizz

Kavuşmak ne güzel duygu 😍😍🥰
Hoş geldiniz o zamaaaann 😍
Aşırı iyi oldu sitenin gelmesi😍😍
Bu girişi gördüğümde tamam dedim okumam lazım bu hikayeyi 🥰🥰🥰
Ah nasıl da özlemişim okumayı 🥰
Ya çok sevindim uygulamaya giremediğim için yarım kalmıştı ve çok üzülüyordum 🥰💕
Uygulamaya giremeyip okuyamayan ve yarım kaldığı için üzülen tayfadanım bende baya mutlu musmutlu oldjm hatta
Hoş geldiniz aramızaaa 😍
Sitemiz hayirli olsun <3